İzmir merkezli servisimizde, BMW 840 kaporta, boya ve pasta cila hizmeti.
Bir otomobil efsanesini, özellikle de BMW 8 Serisi (E31) gibi zamansız bir ikonu atölyemizde ağırlamak, Poyraz Teknik ailesi için sıradan bir iş günü değil, tutkuyla bağlı olduğumuz bir sanatın icrasıdır. 90’lı yılların mühendislik harikası, “pop-up” farları ve köpekbalığı burnu tasarımıyla gönüllerde taht kuran bu Kırmızı BMW 840, ne yazık ki zamanın ve talihsiz darbelerin izlerini taşıyarak İzmir’deki servisimize ulaştı. Ancak paylaştığımız fotoğraflarda göreceğiniz o muazzam final karesi, sadece bir boyama işlemi değil; sabır, teknik bilgi ve el işçiliğinin harmanlandığı kapsamlı bir restorasyon sürecinin sonucudur.
Sizlerden gelen sorular ışığında, bu özel aracın ön tampon onarımından boya koruma işlemlerine kadar geçirdiği dönüşümü, Poyraz Teknik güvencesiyle ve en ince detayına kadar anlatıyoruz.
BMW 840 gibi özel bir aracın ön tamponunda oluşan hasar ve deformasyon süreci nasıl analiz edildi, standart bir tamirden farkı neydi?
Atölyemize gelen bu muhteşem E31 kasanın en belirgin sorunu, fotoğraflarda da detaylıca görülen ön tamponun alt kısmındaki derin çatlak ve parça kaybıydı. Ancak ilk incelememizde, sorunun sadece bu görünür kırıktan ibaret olmadığını hemen tespit ettik. BMW 8 Serisi, aerodinamik yapısı gereği yere oldukça yakın ve uzun bir burun yapısına sahiptir. Bu durum, yıllar içinde aracın maruz kaldığı sürtmelerin yanı sıra, geçmişte yapılan bilinçsiz müdahaleler ve hatalı montajlar sonucunda tamponun formunun bozulmasına yol açmıştı.
Standart bir “tamirci” mantığıyla bu çatlağa macun doldurup boyamak, kısa vadeli ve amatörce bir çözüm olurdu. Biz Poyraz Teknik olarak, süreci bir restorasyon projesi olarak ele aldık. Tamponda zamanla oluşan sarkmalar (sagging), farların altındaki o ince ve kritik boşlukların (gap) ayarsızlığı ve malzemenin yorgunluğu, standart bir plastik tamirinin ötesine geçmemizi gerektiriyordu. Önce parçanın kimyasal yapısını analiz ettik, ardından tamponun şasiye bağlandığı ayakların durumunu kontrol ettik. Gördük ki, sadece dış kabuk değil, o kabuğu taşıyan iç iskelet de yorgundu. Dolayısıyla yapacağımız işlem, sadece estetik bir dokunuş değil, aynı zamanda yapısal bir güçlendirme çalışması olacaktı.
Plastik tampon onarımında “kırık tamiri” dediğiniz süreç nasıl işliyor, parça değişimi yerine neden onarımı tercih ettiniz?
BMW 8 Serisi gibi “youngtimer” sınıfına giren araçlarda, parça tedariği hem çok maliyetli hem de lojistik olarak zaman alıcıdır. Ancak daha da önemlisi, orijinal parçasını kurtarabilmek, aracın ruhunu korumak adına bizim önceliğimizdir. Bu aracın ön tamponu, modern araçlardaki gibi basit bir plastik değil, dönemin teknolojisiyle üretilmiş, esnekliği ve dayanıklılığı farklı özel bir kompozit yapıdadır.
Kırık tamirinde “plastik kaynağı” yöntemini, cerrahi bir titizlikle uyguladık. Çatlak olan bölgeyi öncelikle boyadan ve eski dolgu malzemelerinden tamamen arındırdık. Ardından, tamponun kendi materyaline en uygun plastik elektrotları kullanarak, ısı tabancaları ve özel havya uçları ile çatlağın iki yakasını moleküler düzeyde birleştirdik. Bu aşamada, çatlağın tekrar açılmaması için arka yüzeyden paslanmaz çelik tel ağlar (mesh) ile takviye yaptık.
Müşterilerimiz genellikle “Macun çatlamaz mı?” diye sorarlar. Bizim uyguladığımız yöntemde, macun sadece yüzeydeki mikronluk pürüzleri almak için “yoklama” amaçlı kullanılır. Ana dolgu ve birleştirme işlemi, plastiğin kendisiyle yapıldığı için, tampon esnese bile tamir edilen bölge o esnekliğe uyum sağlar ve çatlama yapmaz. Fotoğraftaki o derin yarığın, onarım sonrası pürüzsüz ve tek parça bir yapıya dönüşmesinin sırrı, altında yatan bu sağlam altyapıdır.
Fotoğraflarda tamponun sadece kırığı değil, duruşu da düzelmiş görünüyor. Hatalı montaj ve deformasyonu nasıl giderdiniz?
Bu, projenin en çok sabır ve ustalık gerektiren kısmıydı. E31 kasalarda en sık rastlanan görsel kusur, kaput ile farlar ve tampon arasındaki çizgilerin birbirini tutmamasıdır. Bu araç bize geldiğinde, tamponun sol tarafı aşağıya sarkmış, far yuvalarıyla tampon arasında asimetrik boşluklar oluşmuştu. Bu, zaman içerisinde yapılan sök-tak işlemlerinde orijinal vidaların kullanılmaması, eksik klipsler veya braketlerin kırılması sonucu oluşan bir durumdur.
Tamponu tamamen araçtan ayırdıktan sonra, şasi üzerindeki bağlantı braketlerini ve kızakları tek tek elden geçirdik. Ezilmiş veya yönü bozulmuş metal ayakları, milimetrik ölçümlerle fabrika değerlerine geri getirdik. Isı tabancaları yardımıyla, plastik tamponun zamanla aldığı şekil bozukluğunu (hafızasını) ısıtarak ve kalıba alarak düzelttik.
“Alıştırma” dediğimiz montaj provası aşamasında, tamponu defalarca yerine takıp söktük. Hedefimiz, kaput kapandığında ve pop-up farlar açıldığında, aradaki boşluğun (gap aralığının) her noktada eşit ve nizami olmasıydı. Sonuçta, aracın yüz ifadesini düzelttik. Artık o yorgun ve sarkık bakış gitmiş, yerine fabrikadan çıktığı günkü gibi dinç ve agresif duruş geri gelmişti.
Kırmızı renk, tutturulması en zor renklerden biridir. Orijinal renk ile birebir uyumu nasıl sağladınız?
Kırmızı (BMW literatüründe genellikle Hellrot veya Brilliantrot olarak geçer), boya ustaları için “nankör” ama sonucu muhteşem olan bir renktir. Zorluğu şuradan gelir: Kırmızı pigmentler, UV ışınlarına karşı en dayanıksız olanlardır ve zamanla en çok ton değiştiren renktir. Eski boya ile yeni boyayı yan yana getirdiğinizde, ton farkı olma riski çok yüksektir.
İzmir Poyraz Teknik olarak renk servisimizde, aracın mevcut boyasından (güneş görmeyen bir bölgeden) referans alarak, spektrofotometre cihazımızla boyanın formülünü çıkardık. Ancak teknoloji tek başına yeterli değildir; insan gözü ve tecrübesi burada devreye girer. Hazırladığımız numune boyaları, metal plakalar üzerinde test ettik ve gün ışığında, gölgede ve spot ışık altında aracın orijinal boyasıyla kıyasladık.
Bu araçta sadece hasarlı bölgeyi değil, bütünlüğü sağlamak adına parçanın tamamını boyadık. Kullandığımız boya, yüksek pigment yoğunluğuna sahip, örtücülüğü ve parlaklığı en üst seviyede olan premium bir seridir. Boyama işlemini, tozdan arındırılmış steril boya kabinimizde gerçekleştirdik. Kırmızının o canlı, “kanlı canlı” diye tabir edilen derinliğini yakalamak için, baz kat boyanın üzerine uyguladığımız vernik katmanının kalınlığı ve yayılması hayati önem taşır. Biz, fabrikasyon portakal kabuğu dokusunu (orange peel) taklit ederek, boyanın sonradan yapıldığının anlaşılmamasını sağladık.
Boya sonrası “Jel Pasta” ve hare giderme işlemi neden bu kadar önemli? Fotoğraftaki ustanın yaptığı işlem tam olarak nedir?
Boya kabininden çıkan araç pırıl pırıl görünse de, bizim standartlarımız için henüz bitmiş sayılmaz. Taze vernik üzerinde mikroskobik toz zerrecikleri veya verniğin kuruma sürecinde oluşan minimal yüzey gerilimleri olabilir. Ayrıca kırmızı gibi solid (opak) veya metalik renklerde, ışık altında oluşan o dairesel çizikler (hareler / hologramlar), aracın tüm ihtişamını gölgeleyebilir.
Fotoğrafta gördüğünüz işlem, boya yüzeyini “cam gibi” pürüzsüz hale getirme sanatıdır. Bu aşamada “Jel Pasta” teknolojisini kullandık. Geleneksel pastaların aksine, jel formundaki bileşenler yüzeyde daha uzun süre çalışmamıza olanak tanır, toz yapmaz ve verniği ısıtmadan aşındırarak çizikleri alır.
Süreç şöyle işledi:
Zımparalama: Vernik yüzeyindeki pürüzleri, 2000 ve 3000 kum su zımparası ile mikron seviyesinde tıraşlayarak dümdüz bir zemin oluşturduk.
Keçe ve Kalın Pasta: Rotary polisaj makinesi ve doğal yün keçe kullanarak zımpara izlerini sildik.
Sünger ve Ara Pasta: Yüzeydeki matlığı alarak parlaklığı ortaya çıkardık.
Hare Giderme (Anti-Hologram): İşte en kritik nokta burasıdır. Güneş altında görülen o sinir bozucu hareli görüntüleri yok etmek için, yumuşak sünger ped ve çok ince aşındırıcılar içeren özel bir jel cila kullandık. Orbital makine ile yaptığımız bu son vuruş, boyaya o kristal berraklığını kazandırdı.
İzmir’de Poyraz Teknik olarak bu araca uyguladığınız boya koruma işleminin ömrü ve faydası nedir?
İzmir’in güneşi, özellikle kırmızı araçlar için en büyük düşmandır. UV ışınları, korunmasız bir kırmızı boyayı birkaç yıl içinde soldurup pembeye, hatta beyaza çalan mat bir renge dönüştürebilir. Bu emek dolu restorasyonun kalıcı olması için boya koruma hayati bir zorunluluktur.
Polisaj işlemleriyle kusursuzlaştırdığımız yüzeye, yüksek kaliteli, hidrofobik (su itici) özellikli ve UV filtreli bir boya koruma (Sealing) uygulaması yaptık. Bu katman, verniğin üzerinde şeffaf bir kalkan görevi görür. Kuş pisliği, ağaç reçinesi, asit yağmurları ve en önemlisi güneşin zararlı ışınlarının boya pigmentlerine ulaşmasını engeller.
Bu uygulama sayesinde:
Araç çok daha geç kirlenir ve çok daha kolay temizlenir.
Yıkama esnasında oluşabilecek kılcal çiziklerin (swirl marks) önüne geçilir.
Aracın rengi, yıllar geçse de o ilk günkü derin ve ıslak görünümünü korur. Bizim yaptığımız işlem, market raflarındaki hızlı cilalarla karıştırılmamalıdır; bu, profesyonel bir “boya mühürleme” işlemidir.
Teslimat anında aracın son halini gören müşterinin tepkisi ne oldu?
Aracın son fotoğrafına baktığınızda siz ne hissediyorsanız, müşterimiz de canlı gördüğünde katbekat fazlasını hissetti. Atölyemize kırık, ayarsız ve yorgun bir tamponla giren bu BMW 840, işlemler bittiğinde sanki 1990’lı yıllardaki bir BMW showroom’undan yeni çıkmış gibiydi.
Ön tamponun o agresif hatları, böbrek ızgaralarının (kidney grills) yerine tam oturması, far kapakları ile tampon arasındaki jilet gibi düzgün çizgi ve kırmızının o göz kamaştırıcı parlaklığı… Müşterimiz, “Aracımın bu kadar gençleşebileceğini tahmin etmiyordum, sanki estetik ameliyat geçirmiş gibi” yorumunu yaptı. Özellikle, daha önce başka yerlerde yapılan denemelerde tutturulamayan montaj ayarlarının Poyraz Teknik’te milimetrik olarak düzeltilmiş olması, müşterimizin güvenini boşa çıkarmadığımızın en büyük kanıtıydı.
Poyraz Teknik’i diğerlerinden ayıran ve İzmir’de tercih sebebi yapan “hizmet felsefeniz” nedir?
Poyraz Teknik olarak biz, kaporta ve boya işini sadece “hasar gidermek” olarak görmüyoruz. Bizim için her araç, sahibinin kişiliğini yansıtan bir değerdir ve her onarım süreci, o değere saygı duruşudur.
Bizi İzmir’de farklı kılan temel özelliklerimiz şunlardır:
Orjinalliğe Sadakat: Yan sanayi parçalarla veya uydurma çözümlerle işi geçiştirmeyiz. Fabrika standartları neyse, o standartlara sadık kalırız.
Şeffaflık: Müşterimiz, aracına hangi işlemin yapıldığını, hangi malzemenin kullanıldığını bilir. Soru işaretlerine yer bırakmayız.
Teknoloji ve El Emeği: En modern boya ölçüm cihazlarını, en kaliteli pasta cila ürünlerini kullanırken, bunları tecrübeli ustalarımızın “altın elleri” ile harmanlarız.
Detaycılık: Görünmeyen yerlerin de temiz ve düzgün olması bizim imzamızdır. Tamponun içindeki vidadan, davlumbazın temizliğine kadar her detay bizim sorumluluğumuzdadır.
Bu BMW 840 projesi, Poyraz Teknik’in uzmanlığının, sabrının ve kalite anlayışının bir vitrinidir. Eğer sizin de aracınızın, zamanın etkilerine karşı yenilenmeye, hasarlarının profesyonel ellerde silinmesine veya sadece hak ettiği o parlaklığa kavuşmaya ihtiyacı varsa, biz buradayız.
Aracınızın markası veya modeli ne olursa olsun, kaporta boya, onarım ve detaylı bakım işlemlerinde İzmir’deki güvenilir adresiniz Poyraz Teknik’tir. Gelin, aracınızın hikayesini birlikte güzelleştirelim. Kalite tesadüf değildir, Poyraz Teknik bir tercihtir.

